Türkçe

BUGÜN NE GİYECEKSİNİZ?

La imagen tiene un atributo ALT vacío; su nombre de archivo es pexels-photo-3812743.jpeg

Giyimimizin görünür bir sunum aracı ve ilk katmanımız olmasının yanı sıra nasıl hissettiğimiz ya da hissetmek istediğimiz, ne kadar sağlıklı veya fit olduğumuz ya da  olmadığımız hakkında bilgi veren bir araç olduğunu zaten biliyoruz. Dışarıdan içeriye doğru sayarsak, bu bizim ilk zarımızdır. 

Peki ama tavırlarımız ne olacak? Ya tepkilerimiz? Ya da duygularımız? Ve bunların arkasında veya altında olan her şey? 

Bugün size öfke hakkında konuşmak istiyorum. Her gün veya duruma göre giymeye karar verdiğiniz, bilinçsizce seçtiğiniz ve durağan olanı kanalize etmenize izin veren o giysi. 

Kesinlikle çok sık giymeyi bıraktığım bir giysi, ancak itiraf etmeliyim ki en sevdiğim hırkaydı, beni tepeden tırnağa korudu ve çok şey sakladı. Arada bir onu alıp çantama koyuyorum her ihtimale karşı.  

Bazen giyiyorum ancak ağırlık yaptığı için çıkarıyorum. Bilinçli olarak birçok kez kullanmamaya karar veriyorum, ama bazen başarılı olamıyorum. 

Açıkça, kızgınlık bir duygudur ve hayatta kalmakla bağlantılıdır.  Temel dört duygudan (mutluluk,üzüntü,korku ve öfke) toplum tarafından en çok izin verilenidir.   İlginçtir ki, toplum tarafından da desteklenir! Evet! (Kendimi her şeye dahil ettiğimi özellikle belirtmem gerekiyor.) 

Çünkü sinirliyken ve bunu ifade ettiğiniz zaman birçok şeyin motorunu açıyorsunuz, belli ki dikkat de çekiyorsunuz ama bütün bir sistem var ki pes edip ona doğru eğiliyor. 

Nazik davrandığınız ancak hiçbir sorunun çözüme kavuşmadığı bir  durumda hiç bulundunuz mu?  

Yoksa sesinizi yükselttiniz, kaşlarınızı çattınız ve korkunç olmak zorunda kaldınız, hatta küfür bile ettiniz! Ve insanlar harekete geçti, endişenizi anladı ve sadece dinlenmekle kalmadınız, talebiniz yerine getirildi. İnsanlar sizden korktuğu için değil, toplum o duyguya, öfkeye saygı duyduğu için.  

Söylemeye gerek yok, öfkenin de cinsiyeti var! Kadınsanız ve öfkeliyseniz deli, nevrotik, menopozlu, yaşlı, histerik gibi pek çok nitelemeyle karşılaşacaksınız.  

Ama bağıran ya da yüzü çok ciddi olan erkekse hatırlayın, ne olur? Hiçbir şey! Saygındır, erkektir, cesurdur, olgundur, erildir. 

Dikkat! Burada öfkenin tamamen kötü olduğunu doğrulama girişimi yoktur. Amaç, makalenin sonunda kızmamamız gerektiğini söylemek de değildir.  

Gerçekte, gerçek öfke sağlıklıdır bile! Öfke sınırları belirler, duygularımızı dışa vurmak için sahip olduğumuz kanallardan biridir.  

Fakat, öfke gerçekten «öfkeyi» olduğu gibi ifade ediyor mu? 

Bu şekilde öfkenin büyük bir sorumluluk taşıdığı söylenebilir, yükü ağırdır, çünkü yukarıda bahsedildiği gibi diğer duyguları örtmesi, kılık değiştirmesi ve hafifletmesi gerekir; mutluluk ya da sevinç, üzüntü, korku ve öfke. Peki, bu nasıl oluyor? 

Toplum veya daha özelde insan olarak,  üç duyguyu hissetmemize veya kendimize göstermemize izin vermeyiz.  

Misal mutluluk; çok mutlu olduğumuzda gülümseriz hatta kahkaha atabiliriz ya da sadece bir gülümsemeyle belli edebiliriz. Mutlu olmak kibar olmaktır. 

Ama  «mutlu» olduğumuzda ne olur? İnsanlar bizi zayıf görmeye meyilli oluyor çünkü gülümseyerek yürümek, herkese iyi davranmak nedir?  

İnsanlar  nezaketimizden faydalanırlar ve sonunda mutluluk balonumuzu patlatırlar ve şöyle şeyler söylerler: «Peki ne oldu da bu kadar mutlu oldun? Ve o gülümseme? Gerçeğe dön! 

Ya üzgün olduğumuzda ne olur? Moralimiz bozukken, ağladığımızda? İnsanlar bize der ki; “böyle olma! Ağlama, buna değmez. Ağlamayı kes, seni böyle görmeye dayanamıyorum. O kadar da kötü değil! Ağlama … dışarı çıksak iyi olur, ağlama, bunu yapsak iyi olur …» ve üzülmemize izin vermezler !! 

Korktuğumuz zaman ne oluyor? Aynı şey.. “Ama korkma, korkacak bir şey yok! Bundan mı korkuyorsun?” Ve korkmamıza da izin vermiyorlar!! 

Ama kızgın olduğumuzda veya ciddi bir tavrımız olduğunda? “Kesinlikle çok önemli biri olmalı bu ciddiyetle… Bana söylediklerini yapsam iyi olur.” Patron sensin, ciddi olmalısın, bu kadar gülüp güzel davranamazsın! Ve bizi limon suratlı olmaya teşvik ediyorlar. 

Bu yüzden size soruyorum, bugün ne giyeceksiniz? 

Kızgın olduğunuzda gerçekten kızgın mısınız yoksa kızgınlığınızın altında bir korkuyu ya da üzüntüyü mü saklıyorsunuz? Çünkü korkunuzu gösteremeyeceğiniz için, korkak olacağınız için… ya da kırılganlığınızı göstereceği için ağlayamayacağınız için; o duygu kayıp gider, kendini  öfke kılığına sokar. Ve toplum da buna izin verir. 

Öfkenizin arkasında üzüntü, korku, ızdırap olup olmadığını sorun kendinize… 

Bugün ne giyeceksiniz?